Yaklaşık 2 yıl önce Baltık ülkeleri turu yaptığımızda turumuzun son uğrak yeri Helsinki olmuştu ve o zaman şehrin dinginliği, düzeni, manzara ve insanları bende İskandinav ülkelerini görme arzusu uyandırmıştı. İskandinavya turları için farklı alternatifler var, biz Norveç fiyordlarını da (hiç olmazsa bir kısmını) görmek istediğimizden burayı da kapsayan turlar aramaya başladık. Sadece gemi turu ile kuzey ülkelerini gezebilirsiniz ama biz şehirlerin de hakkını verelim diye düşündüğümüzden arada sadece 1,5 gün Cruise ve ekstra olarak fiyord gezisini içeren bir turda karar kılarak Kopenhag, Oslo, Karlstad, Stockholm güzergahlı turumuza başlıyoruz.
1. gün Kopenhag
Sabah st 05.00 de uyanıp havaalanına gidiyoruz, uçağımız 8.15 de THY ile, aramızda 1 st lik fark var ve 3 st lik uçuş sonrası st 10.35 te Kopenhag havaalnına iniyoruz. Bavullarımızı alıp rehberimizi buluyoruz. Biz MNG truizmden rezervasyon yaptırmıştık ama havaalanında görüyoruz ki yaklaşık 16 kişilik tur grubumuz farklı farklı turizm şirketlerinden oluşuyor. Rehberimiz Serdar Çelik yeni bir İskandinavya turunu tamamlamış, Antalyalı, bizi karşılayıp otobüsümüze yönlendiriyor ve hemen şehir turuna başlıyor. Tabi en merak edilen konu para meselesi,Danimarka, İsveç ve Norveç’te euro kullanılmıyor her ülkenin kendi kronu var, 1 Danimarka kronu yaklaşık 2,5 TL a denk geliyor herkes hemen para hesabı yapmaya başlıyor. Hava haziran sonu olmasına rağmen kapalı ve serin yaklaşık 15-16 derece.
Öncelikle şehrin kanallar içinde olması çok hoşuma gidiyor tabi sakinlik ve temizliği anlatmaya gerek yok. İlk durak belediye binası, burası tüm şehrin yönetildiği ayrıca mahkemelerin de görüldüğü bir yer.

Sonrasında rehberimiz bizi deniz kızı (little marmeide) heykelinin bulunduğu yere götürüyor. Bu aşkı uğruna dünyaya inen ama karşılığında dilsiz kaldığından sevdiğine aşkını ifade edemeyip köpük haline dönüşen bir deniz kızı için yaptırılmış

bir heykel. Şehrin merkezşndeki Amelianborg kral ve kraliçe ile çocuklarının oturdukları alan ve herbirinin ayrı binaları var, eğer binanın üzerinde bayrak çekili ise evdelermiş anlamına geliyor, biz oradayken hiçbiri evde değildi :((((.
Ardından biraz serbest zamanımız oluyor, rehber otele st 15.00 den önce giremeyeceğimizi söylediğinden birşeyler yemek ve dolaşarak vakit geçiriyoruz. Alışveriş caddesine gidiyoruz. Burada aynı bizim beyoğlu gibi sağlı sollu bir dolu mağaza var. Daha önve internetten baktığım Monki, Bikbok gibi mağazaların bana pek hitap etmediğini anlıyorum. Yemek için küçük arabalarda satılan ve önlerinde uzun kuyrukların olduğu sosisli sandviç tercih ediyoruz. 1 DKK yaklaşık 2,5 liraya denk geliyor ancak ülke oldukça pahalı, 2 sosisli sandviç, bir kola ve biraya 200 DKK (yaklaşık 80TL) veriyoruz. Nyhavn kanalına doğru yürümeye devam ettiğimizde Guiness rekorlar müzesini görüyoruz kapıda dünyanın en uzun 
boylu adamının heykeli var. St 15.00 e yaklaştığında otobüsümüze dönüyoruz ve otele gitmek üzere yola çıkıyoruz. Otel şehrin yaklaşık 10-15 km dışında ama otelin hemen önünden şehir merkezine giden otobüs durağı ve metro istasyonu var. Otelin dış görünüşü oldukça ihtişamlı, yeni yapılan bir otel (Bella Sky) değişik bir mimarisi var.

Otele yerleştikten sonra otelin önünden otobüse binip 10 dk sonra şehir merkezinde iniyoruz. Hemen Hop On Hop Off’tan 48 st geçerli şehir ve bot turu için biletlerimizi alıyoruz. Kişi başı 225 DKK’u ödüyoruz ve hemen kanal turuna başlıyoruz. Tekneler yaklaşık 100 kişilik ve bir çok dilde tercüme yapılarak anlatılıyor, daha önce de birkaç kez Hop On Hop Off tercih etmiştik görülebilecek hemen her yeri göstermesi açısından oldukça hoşumuza gidiyor. Dikkatimi çeken buradaki binaların mimari yapısı son derece şık tasarlanmış, gözü rahatsız eden hiçbir çıkıntı yok, hiç bir şey gözünüze batmıyor . Bizim ülkemizde örneğin balkonlar alt katın tavanını oluşturur burada sanki binaya sonradan monte edilmiş gibi tam anlamıyla balkon, acaip şirinler.


Black house, opera binası, National Museum önlerinden geçiyoruz, tur yaklaşık 1,5 st sürüyor, sonrasında iyice acıktığımızdan Nydhavn kanalı boyunca yeralan bir çok restauranttan birini seçip oturuyoruz. Yine oldukça yüklü bir hesap ödediğimizi söylememe gerek yok sanırım.
Biraz daha kanal boyunca dolaşıp hava soğuk ve akşam st 21.00 civarı olduğundan otele dönüyoruz. Hava hala aydınlık, güneşin batışını yakalamak için otelin en üst katına çıkıyoruz, 23. kat. St. 23.45 oluyor ve biz sıcak çikolatalarımızı içerken güneş de bize veda ediyor. :))))
2. gün yine Kopenhag’dayız. Bu gün için planımız Tivoli bahçelerini gezmek, Hop On Hop Off tan dün aldığımız biletle şehir turu yapmak va zaman kalırsa çünkü st altıda son sefer var, bir kanal turu daha yapabilmek.
Yine otelden ayrılıp otobüs durağına gidiyoruz, otobüs tam saatinde kalkıyor ancak otobüste sadece 4 kişiyiz, ve şehir merkezine ulaşıyoruz.
İlk durağımız Tivoli bahçeleri, birçok turda burası 40 euroluk ekstra bir tır ancak bahçeye giriş 95 DKK yani yaklaık 40 TL e geliyor bu nedenle şehir merkezinde bulnan bu bahçeyi ekstra tur olarak alıp 40 euro ödemeniz çok gereksiz, çok kolay ulaşabilirsiniz, zaten Kopenhag ufacık bir şehir.
Tivoli bahçesi içerisinde küçük göller, parklar, tiyatro sahnesi, lunapark, hediyelik eşya dükkanları, kafelerin olduğu kocaman bir bahçe, her yaş grubuna hitap eden oyuncaklar var. Son derece huzur verici, yemyeşil çok güzel bir park. Arada hediyelik eşya dükkanlarını gezmeyi ihmal etmiyorum. Çok şık desenler çizilmiş fil heykellerden bir tane alıyorum :))))

Tivoli bahçelerinden çıkıp yiyecek birşeyler atıştırdıktan sonra Hop On Hop Of ile kısa bir şehir turu yapıyoruz akşam st altıya doğru limana giderek son kez kanal turu yapıp günümüzü tamamlıyoruz otele erken dönüyoruz .
3. gün Kopenhag da son günümüz, değerlendirmek için otele yakın avm e gidiyoruz. Avm içinde dolaşıyoruz ardından otel çevresini gezip odamızı boşaltmak için otele dönüyoruz. Çünkü Oslo’ya gitmek üzere gemiye gideceğiz,st 13.00 de Tur otobüsü ile limana giderek bizi Oslo’ya götürecek gemiye biniyoruz, 11 katlı büyük bir gemi.
Limandan ayrılırken Osburg köprüsünü de görme fırsatım oluyor, bir kısmı su altından giden İsveç ile Danimarka’yı birbirine bağlayan bir köprü.

Kaldığımız kamara minicik, ranzalı yataklarımız var :))) yemeğe kadar geminin içini geziyoruz, hava oldukça soğuk, gemi 11 katlı, içinde 4 restaurant, kumarhane, duty free, spor salonları, yüzme havusu vs var, Duty free nin açılmasını bekleyip biraz alışveriş yapıyoruz:)))))
Akşam yemeğimiz açık büfe, İsveç köfteleri, somon bol miktarda var.
Gece rahat bir uyku uyuyup erkenden kalkıyoruz, dışarı çıkıp eşsiz Norveç manzarasını seyretmeye koyuluyoruz, manzara gerçekten muhteşem, ara ara geçtiğimiz küçük kasabalar, evler gerçekten muhteşem.

Sonunda Oslo’ya yanaşıyoruz, gemiden inip bizi bekleyen otobüsümüze biniyoruz. Rehber önce şehir turu yapacağımızı st 15’e doğru otele yerleşebileceğimizi söylüyor. İlk istikametimiz televizyondan defalarca gördüğüm Holen Kollen kayak merkezi, hava çok sıcak olmasına rağmen birçok kayakçı ayaklarında tekerlekli kayaklarla antreman yapıyorlardı.Önce

kayak merkezi içindeki müzeyi geziyoruz, daha sonra muhteşem evlerin arasından geçerek şehir merkezine ilerliyoruz, bu kez Vigeland parkına geliyoruz. Burası ünlü heykeltraş Vigeland’ın sağlığında yaptığı eserlerin yeraldığı bir park, Vigeland kendi eserlerini sunabileceği bir alan istemiş Kraldan o da böyle bir park hazırlatmış Vigeland’ın taslak halindeki eserleri de o öldükten sonra öğrencileri tarafından tamamlanmış. Park üç bölümden oluşuyor ilk bölüm doğum öncesi, ikinci bölüm doğum, üçüncü bölüm de doğum sonrası insan ilişkileri ve ölümü tasvir eden insan heykellerinden

oluşuyor. En çok etkilendiğim yapıtlardan biri beş ayrı kıtanın sembolize edildiği ve dünyanın yükünü farklı farklı taşıdıklarını gösteren çalışma.
Sonrasında rehber hem biraz dinlenme hem de yemek için serbest zaman bırakacağı merkeze getiriyor bizi, Oslo sevimli

bir şehir, önce liman çevresini dolaşıp çevresini dolaşıp Subway’den sandviçlerimizi alarak parklardan birine oturuyoruz. Kanallar içinde, birçok parkın olduğu oldukça modern bir şehir. mağazaları geziyoruz ardından da rehberle buluşup otelimize yerleşiyoruz. Oslo da Radisson Sas’da kaldık burası da şehir merkezin e 10 dk mesafede bulunan şık bir otel hemen eşyalarımızı bırakıp oslo ya gitmek üzere otobüse biniyoruz çünkü ertesi gün için fiyordların bir bölümünü görmek için Flam’a gideceğiz, tren istasyonunda inip çevreyi gezmeye başlıyoruz.Biraz mağazaları dolaşıp otelimize geri dönüyoruz.
5. gün:
Sabah altıda kalıp kahvaltımızı yaptıktan sonra otobüsümüze binerek Bergen’ e gitmek üzere yola çıkıyoruz yeşillikler içinde yola alıyoruz. İlk olarak ortaçağdan kalma bir kilise olan Borgund kilisesinde duruyoruz. Çizgifilmlerdeki gibi mhteşem bişey ama içine girmek için 80 TL istenince sadece dış kısmını fotoğraflıyoruz.

Ardından dünyanın en uzun tünellerinden biri olan 24 km lik tünele girerek Bergen’e doğru ilerliyoruz. Tünel içinde ara ara mavi renklendirilmiş korkabilecekler için dinlenme alanları var. Sonunda Bergen’ e varıyoruz. Rehber biletlerimizi alrken ben hediyelik eşya dükkanlarına bakıyorm. hayatımda bu kadar sevimli ve çok sayıda Trol’ü birarada görnmedim.

Gemiye binerek fiyordların bir ayağını yapacağımız Flam’a doğru uzanan yolculuğumuza başlıyoruz.Gördüğümüz doğa güzellikleri ifade edebilmem imkansız sanırım.

Flam’a ulaştığımızda gördüğümüz doğa güzellikleri karşısında sarhoş olmamak mümkün değil, sırada dağ treni yolculuğu var Flam ile Myrdal arasında yaklaşık 2 st lik yolculuk yapmak üzere trene biniyoruz.

Tren yolculuğu da en az gemi kadar muhteşem,

tran büyük bir şelale önünde mola veriyor ve bizi yöresel kıyafetler giymiş dağların arasında şarkı söyleyen kızlar karşılıyor. Efsaneleri de var, iki kız kardeş erkekleri dans ederek kandırıp dağların içine çekip ardından boğazlarını kesiyorlarmış, grubumuzdaki erkekler dehşete düşüyor tabi :)))).
Daha sonra tekrar trene binip aynı yoldan geri dönüp Flam’ a ulaşıyoruz ve otobüsümüze binip otele doğru yola çıkıyoruz, haziran sonu olmasına rağmen dağlarda hala yeterince kar var.
Otele gece dönüp hemen kendimizi yatağa atıyoruz rehberimiz insaflı bize st 10 gibi Stockholm için yola çıkacağımızı söylüyoe erkeneden kalmamıza gerek yok.
6. gün.
Stockholm’e doğru kahvaltı sonrası yola çıkıyoruz, herkesin dilinde birgün önceki doğa güzellikleri var. Yol üzerinde önce Karlstad da yaklaşık 3-4 st mola veriyoruz. Burası da oldukça sevimli bir şehir.

Birşeyler atıştırıp etrafı dolaşıyoruz, İsveç diğer ülkelere göre daha hesaplı alışveriş için mağazalara balıyoruz ve gerçekten çok uygun fiyatlara kar montları alıyoruz.:))))
St 15.00 cicarı tekrar otobüse binip yine yeşillikler içinden gece yarısı Stocholm e ulaşıyoruz Globe otele yerleşiyoruz, otele bitişik (yemek salonundan etkinlikler seyredilebiliyor) kapalı spor salonunun olduğu değişik bir otel, merkezin biraz dışında ama otelin yanında Globe metro istasyonu var ve şehir merkezine ulaşmak çok kolay.
7. gün
Sabah erkenden kalıyoruz rehberle şehir turu yapacağız, rehberimiz bizi fotoğraf çekmek için Fögelströms’ e götürüyor tepeden Stockholm ü fotoğraflıyoruz. rehberimiz sonrasında bizi şehir merkezine götürüp bırakıyor, planda Vasa müzesi, uzun çoraplı kzın müzesi, kanallar turu ve alışveriş yapmak var.

Vasa müzesi içinde tam 333 yıl sular altında kalmış ve çıkarıldıktan sonra yaklaşık orjinalinin %90-95 inin korunduğu bir ortaçağ Viking gemisi gerçekten büyüleyici, geminin içine giriş yasak sadece dışarısını görebiliyorsunuz. Oradan çıkıp uzun çoraplı kızın müzesine (Junbacken) gidiyorum :))))
Şehirde hemen hemen her yer yürüyüş mesafesinde köprülerle kanallar üzerinden geçerek şehrin büyük bölümünü gezmeye çalışıyoruz. Akşam st 20.00 civarı otelimize dönüyoruz.
Son gün Stockholm de yarım günümüz var, şehir merkezine gidip biraz alışveriş yapıyoruz eğer kayak ya da outdoor tutkunuz varsa birçok malzemeyi buradan çok uygun fiyatlarla alabilirsiniz (Helly Hansen, Peak Performance gibi)
St 12.00 de otelden ayrılarak İstanbul’a dönmek üzere havaalanına gidiyoruz, bir gezimizi daha tamamlıyoruz.
Görüşmek üzere…..