İspanya Endülüs Seyahatnamesi

Bundan yaklaşık 6 yıl önce İspanya’ya arkadaşlarımla sadece Barselona ve Madrid’i içeren bir tur ile gitmiştim. Eşimin yoğun ısrarları ile tekrar ama Endülüs’ü de katarak çıktık yollara.

Turumuz 699 Euro, Madrid, Barselona, Toledo, Cordoba, Sevilla, Granada, Valencia, Gerona ve Figueras‘ı kapsıyor.

Sabah Pegasus Havayolları ile saat 10.30 ‘da yola çıktık, 14.45 te Madrid‘e indik. İlk durağımız Plaza de Toros oldu. Boğa güreşlerinin yapıldığı bu arenanın fotoğraflarını  çekelim derken bastıran yağmurda sırılsıklam olduk.

dsc0603s

Rehber bize panaromik bir şehir turu yaptırdı ve sırayla Kraliyet Sarayı, İspanya Meydanı, Cervantes Anıtı, La Puerto Del Sol Alanı, Alcala Kapısı, Cibeles Meydanı ve Çeşmesi, Paseo Del Prado ve Apollo Çeşmesi, Retiro Parkı, Gran Via ve  Castellena Caddeleri’ni gördük.   Plaza Mayor’ da yaklaşık 1 saat mola verdi ve meyve sebze ile her türlü yemeğin satıldığı pazar yerinden deniz ürünlü paella yedik. Saat 17.00 gibi otelimize yerleşmek üzere yola çıktık. Otelimiz Madrid’in biraz dışında  idi. Şehir dışında ama küçük bir kasabada, kendi semt pazarı, bar, kafe, restaurantları olan epeyce vakit geçirebileceğimiz bir meydanı var. Otele yerleştikten sonra akşam çevre turuna çıktık, semt pazarlarını gezdik, alışveriş yaptık, sonra geç saatte otelimize döndük.

_DSC0625s

İkinci gün ekstra olarak düzenlenen Toledo turu vardı. Sabah saat 08.00 gibi  Madrid içerisinde bir şehir turu yaptık daha sonra da saat 12.00 gibi Toledo için hareket ettik. Toledo Madrid’e yaklaşık 70 km mesafede yol yaklaşık 50 dk sürüyor. İspanya’da 17 eyalet, 17 farklı krallık var. Endülüs, Katalunya, Madrid, Castilla La Mancha, Valencia eyaletleri arasında. Castilla La Mancha en büyük eyalet, ve başkenti Toledo. Madrid Castilla La Mancha’nın  kuzeyinde yeralıyor, sembolü 7 yıldız, kendine has bir yönetim şekli ve sınırı var. İkinci büyük eyaleti Endülüs,  üçüncü Valencia. Ülkenin en uzun nehri Tejo nehri ve orta İspanya’dan başlayarak batıya dönüp Portekiz’e girerek Lizbon körfezi’nden Atlas okyanusuna dökülüyor.

Toledo’nun adının İbranice’den geldiği söyleniyor, şehir  Romalılardan da önce kurulmuş, ilk olarak Yahudiler yerleşmiş. Romalılar şehirden gidince Vizigot Krallığı kuruluyor. 8. yüzyılda şehri müslümanlar fethediyorlar, 1085 yılında Toledo tekrar Vizigot Krallıkların eline geçiyor, 15. yüzyıldan itibaren şehir küçülüyor. Nüfusu yaklaşık 85.000. Unesco tarafından ilk açık şehir ilan edilmiş ve birinci derece sit alanı. Şehir Avrupa için oldukça önemli. 80.000 ciltlik kitap bulunan oldukça büyük bir kütüphanesi var.  Kral Alfonso zamanında kütüphane yağmalanmış. Sonrasında yaklaşık 40.000 ciltlik kitap tercüme edilmiş, Geometri, Tıp gibi alanlarda inanılmaz ilelemeler kaydedilmiş.

Toledo’ya girerken Alcazar Kalesi ve Saray görülüyor. 1950 yılında yıkılan Alcazar yeniden onarılmış müze ve askeri akademi olarak kullanılıyor.

_DSC0682s

Toledo şehrine girişte manzara resmi çekmek için durduk inanılmaz güzel bir manzarası var. Toledo’da telkari benzeri takılar ve Toledo çeliğinden yapılma kılıçlar ünlüymüş, şehir modern ve eski olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Aynı Prag’a benziyor, kartpostal gibi bir şehir.

_DSC0690s

Yürüyen merdivenlerle tepeye çıkıp katedrali  görmeye gittik. Toledo katedralinin  önemi içinde özelliği dünyaca ünlü ressamların  eserlerine ev sahipliği yapıyor olmasıymış. Ressam El Greco’nun Kont Ozgan için yaptığı dev portre de burada yer alıyor. Dar sokaklardan ilerleyerek ülkenin en heybetli katedralini (apsis ve şapelleri harika) ve belediye binasını gördük, bir şeyler atıştırdıktan sonra sokak sokak dolaştık, burası tarihi binalarla kaplı, daracık sokakları olan bir şehir. Tarih çok güzel korunmuş, eski kapılar, kapı tokmakları, balkonlar görülmeye değer. Arada ilginç bulduğumuz hediyelik eşya satan mağazalarına da  baktık, hediye yelpazelerimizi alıp saat 17.00 gibi Madrid’e gitmek üzere yola çıktık.

_DSC0692s

_DSC0751s

_DSC0765s

Akşam saatlerinde Madrid’e vardık. Önce Sol meydanında biraz dolaştık. Pazar günü ve akşam olduğundan çoğu tarihi yer kapalı biz de mağazaları dolaşmaya karar verdik. Yola çıkmadan önce Iphone 6’ın İspanya’da daha uygun olduğunu duymuştuk. Gerçekten tax free den de yararlanınca Ipone 6 plus telefonu yaklaşık 1000 TL daha ucuza aldık :))). Ama diğer tekstil ürünleri veya ayakkabılar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, buradaki alışveriş zinciri El Cortes oldukça pahalı bir AVM, Camper İspanyol malı olmasına rağmen düşünülenin aksine burada bile oldukça pahalı.

_DSC0641s

Akşam biraz Starbucks’ta dinlendikten sonra, yürüye yürüye, Prado müzesi, Neptün çeşmesi, Cibeles çeşmesi, eski tren istasyonunu görüp otelimize döndük.

Üçüncü gün sabah  08.00 de Cordoba‘ya gitmek üzere yola çıktık. Yaklaşık 2 saatlik bir yol sonrası önce Sancho Panza’nın kasabası olan Puerto Lapice‘e uğradık. Çok sevimli yeldeğirmenleri olan, şirin bir kasaba, burada iki hediyelik eşya mağazası var, biraz turistik, pahalı bir kasaba, burada çok oyalanmadan Cordoba’ya doğru gitmek üzere yola çıktık.

_DSC0999s

Cordoba inanılmaz güzel, bembeyaz boyalı daracık sokakları var, duvarlara monte edilmiş saksılar içinden sarkan çiçekler, rengarenk balkonlar, şık avlular,  tam bir Akdeniz kasabası. Şehir turu sırasında önce Cordoba Camisini gördük, burasının yapımı 785 yılında başlamış 987 de tamamlanmış artık katedral olarak anılıyor. Giriş 18 euro, vaktimiz olmadığından sadece dışarıdan görebildik.

_DSC1018s

_DSC1057s

 _DSC1074s

Cordoba asıl adı ile Kurtuba 756-1031 yılları arasında Endülüs Emevilerinin başkentliğini yapmış önemli bir şehir. Endülüslerin ilk başkenti Şam ve 7. yüzyılda neredeyse Kuzey Afrika’yı tamamen ele geçiren berberiler müslümanlığı kabul etmişler. 711 yılında vali Musa bin Nusayr, Tarık bin Ziyad’ı vizigotların hakimiyetinde olan İspanya’yı fethetmesi için göndermiş ve İspanya’nın fethi ile İspanya’da 756 yılına kadar Endülüs valiler dönemi hüküm sürmüş, Abbasilerin güçlenip Şam’ı ele geçirmesi ile Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye önce Filistin’e oradan Fas’a gitmiş. Şam’dan ayrılan Endülüs’e göç eden Emevilerle birleşerek  dönemin valisi Yusuf el Fihri’yi yenmiş ve Kurtuba’da emirliğini ilan ederek burayı başkent yapmış. Abdurrahman bin Muaviye 33 yıl hükümdarlık sürmüş ve bir çok cami, sur, hamam yaptırmış. Bu nedenle Cordoba Endülüs Emevileri tarihinde önemli bir şehir.

_DSC1096s

 _DSC1105s

_DSC1135s

Cordoba’yı biraz Bodrum’a benzettim ama çok daha düzenli çok daha şık ve güzel. Katedralin bahçesini dolaştıktan sonra Cordoba’yı sokak sokak gezdik. Biraz mola verdikten sonra Sevilla’ya gitmek üzere yola çıktık yaklaşık 150 km lik yol sonrası otelimize ulaştık.

Turumuzun dördüncü gününde Sevilla şehir turu yapıp Granada’ ya gideceğiz. Sabah saat 08.00 de Sevilla şehir turu için yola çıktık.  15. yüzyılda inşa edilen Muvahhit’ler döneminden kalma Katedrali  (daha önce yerinde Ulu Cami varmış) sadece dışarıdan gördük, rehberimiz biraz program dışına çıkıp bizi  İspanyol ve Portekiz pavyonlarına götürdü. Zaten tütün fabrikası,  dört mevsim çeşmesi, Carmen operası, Sevilla berberi, Don Gioviani’nin evi kısa kısa aralarla aynı alanda toplanmış. İspanyol pavyonu çok ilginç bir yer. A  harfinden başlayarak tüm İspanyol şehirleri figürize edilmiş. Barselona, Kanarya adaları vs. İçerisinde dört küçük köprünün de olduğu şirin bir yer. Dışarı çıkınca hemen yürüme mesafesinde Alcazar sarayı ve Sevilla katedrali var. Biraz sıra bekleyerek sarayın içine girdik, İspanya kralı ve Portekiz Kraliçesi’nin evlendikleri oda, Kristof Kolomb’un mezarı, bahçesi ile gerçekten muhteşem bir saray. Kolomb’un mezarının yapımına 1181 yılında başlanmış, dört büyük krallık tarafından taşındığı sembolize edilmiş. Katedral dünyada Vatikan ve Londra’dan sonraki en büyük katedral. Sarayın hem içi hem de bahçesi çok güzel, o kadar çok Endülüs döneminden kalma motifler var ki, bir çok yerde arapça “Herşeyin tek sahibi Allah’tır” yazıyor.

_DSC1203s

_DSC1186s

_DSC1182s

_DSC1189s

_DSC1243s

_DSC1253s

_DSC1265s

_DSC1272s

_DSC1295s

_DSC1307s

_DSC1306s

_DSC1375s

Sevilla sonrası yaklaşık 200 km yol gittikten sonra Granada‘ya ulaştık. Önceden rezervasyon yaptırdığımız için ilk olarak  El Hamra sarayına gittik. Saray 1400 lü yıllardan kalma, 300 yılda tamamlanmış. Harem selam odaları, kraliçelerin (4 adet) odaları, Kral’ın odası hepsini tek tek dolaştık. Odalardan muhteşem Granada manzarası görülüyor. Burada da Alcazar sarayı gibi bir çok yerde arapça “Herşeyin tek sahibi Allah’tır” yazıyor. Bahçesi oldukça büyük, mazı ağaçları, dev kauçuklar ile dekore edilmiş. Meraklıları için söylemem gerek, “Game of Thrones” ‘un bazı sahneleri bu sarayda çekilmiş. Çeşmeler çok güzel. Yaklaşık 2,5 saat kadar saray içinde dolaştık. Sonra saat 18.00 de otobüsümüze binerek şehir merkezinde yemek molası sonrası otelimize döndük.

_DSC1466s

_DSC1541s

_DSC1557s

_DSC1574s

_DSC1586s

_DSC1490s

_DSC1505s

_DSC1638s

_DSC1514s

_DSC1540s

Turun 5. günü Valencia‘a gitmek için erkenden hareket ettik. Valencia’da şehir eski ve yeni şehir olmak üzere  iki bölüm. Önce eski tarihi şehri gezdik, katedral, tarihi pazar, belediye sarayını gördük. Burada dünyanın en dar binası var. Sonra şehrin modern bölümüne geçtik. Burada büyük binalar, yeni parklar, bilim müzesi, opera binası son derece şık yapılmış. Bilim müzesi içinde biraz vakit geçirdik otelimiz burada Holiday Inn Exress, yürüyerek şehir merkezine gidebileceğimiz yakınlıkta. Şehrin tam ortasında bir vaha olan “Turia Bahçeleri” palmiyeler, çam ağaçları, zakkumlar ve Akdeniz bitkileri ile dolu geniş bahçeler ile çevrilmiş harika bir yürüyüş ve bisiklet rotası. Akşam biraz daha şehir merkezinde turlayıp otelimize döndük.

_DSC1678s

_DSC1692s

_DSC1724s

_DSC1743s

_DSC1753s

_DSC1756s

_DSC1765s

_DSC1784s

_DSC1791s

Ertesi gün Barselona için erken yola çıktık. Valencia Barselona arası 350 km ve yaklaşık 4-5 saat sürecek bir yolculuğumuz var. Öğleye doğru Barselona ya vardık, küçük bir şehir turu yaptık, Barselona da inanılmaz güzel bir şehir, Marina, Batillo evi, Mila evi, Sagrada Familia, Via Layetana gördüğümüz yerler arasında.

_DSC1829s

_DSC1835s

_DSC1843s

_DSC1871s

_DSC1891s

_DSC1913s

Sagrada Familia Gaudi nin başladığı ama bitiremeden vefat ettiği yapımı günümüzde de devam eden büyük bir katedral, şehirde yer yer Gaudi nin eserlerine rastlıyorsunuz, zaten tarzını benimseyince Gaudi nin yapıtlarını tanımak zor olmuyor.

Şehir turu sonrası otele yerleştik, Sedat Barselona stadını merak ettiği için yürüyerek Barselona Camp Nou Stadına gittik, içinde inanılmaz büyük bir spor mağazası var, stadın çevresini dolaştık fotoğraflar çektik, hatıra şeyler aldık acaip güzel vakit geçirdik. Sonra tur rehberimiz hep beraber bir akşam yemeği yiyelim demişti Marina da şık bir restrauranta buluşup yemek yedik.

Barselona da son günümüzde Gerona-Figuera ekstra turu ile önce Gerona ya gittik. Burası ufacık bir kasaba, daracık sokakları var, diğer şehirlere göre çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim, oradan da Figuera da Dali müzesine geçtik. Burası ise muhteşem. Dali zaten çok zeki bir insanmış, inanılmaz eserleri var müzede yaklaşık 3 saat vakit geçirdik.

_DSC1966s

_DSC1980s

_DSC2030s

_DSC2016s

_DSC2074s

_DSC2089s

Akşam otelimize döndük, artık ertesi gün eve dönüş, yavaş yavaş hazırlandık. Sabah erkenden yola çıkıp havaalanına gittik ve güzel anılarla bir seyahatimizi daha tamamladık.

Yeni yolculuklarda görüşmek üzere….

Standard

Leave a comment